24 Ağustos 2010 Salı

"Haliç'te Yaşayan Simonlar Dün Devlet Bugün Cemaat" kitabına ekşisözlükten bi yorum...

içerisinde zerre kadar utanma duygusu olan, aklını bir zümrenin ya da bir saplantının emrine koşmamış her bir insan evlâdının "bir tarikatın/cemaatin emniyet istihbarat içerisinde örgütlenmesi ve kendi hiyerarşisini tesis etmesi kabul edilebilir midir?" sorusuna önce bir cevap vermesi gerekir.
nasıl ulusalcıların ve milliyetçilerin kürt sorununun sözüm ona çözümü uğruna hunharca işlenen aşağılık cinayetleri ve faili meçhulleri "ama devlet elden gidiyordu, örgüt bölgeyi ele geçiriyordu" gibi nedenlerle meşruiyet kazandırmaya çalışmasına itibar etmiyorsak; nasıl laik depresiflerin üniversitelerde başörtüsü yasağını rejimin varlığını koruma refleksine bağlamalarını akıl ve vicdanımıza sığdıramıyorsak; tüm bu demokrasi denen mefhumu bir türlü içselleştirememiş faşizanların yaygaralarına kulak asmıyorsak hanefi avcı'nın ilân ettiği malûm karşısında yok efendim ergenekonmuş, yok efendim askeri vesayetperestlikmiş, yok efendim baykalist chp'cilikmiş gibi çenelerini ezber torbasına çiğneyen kişilere bir çift sözüm var.

benim gibi ömrü hayatında askeri vesayeti savunmamış, chp'nin temsil ettiği nobranlıkları adam sayıp yüzüne bakmamış; hatta hiç gevelemeyeceğim, mitinglerde, yürüyüşlerde, yazar çizer konuşur tartışırken sözünü ne bir ikbal ne bir korku ile eğip bükmeden askeri vesayet, kürt sorunu, faili meçhuller hakkında konuşup tavır almış kişilere cemaatçi midir, artık ne sikimdir onlar hiç konuşmasınlar.
daha düne kadar en didaktik şiirlerle postal yalamayı baht dünyasının en tatlı lütfu olarak gören sızıntı dergisinde askere methiye düzüp kürt sorununu uluslararası komplolara bağlama konusunda yıllarca rüştünü ispatlamış ve her kaba uyar otorite ürkütmez pozlarından hiç taviz vermeyenler o amcık ağızlarını hiç açmasınlar.
ulusalcı askerci ülkücü her türlü mankafaya belki lafazanlık yapabilirler. bizim 90'larda, 2000'lerde kullandığımız mizahi ve sivri dile öykünerek, bu dili yıldıray oğur'un genç sivillerin ilk döneminde yeniden ürettiği kalıplarla cilalayabilirler. kendilerini durmaksızın devinen bir dünyada fikri ve vicdanı hür ve açık ama bir yandan da topluma barışık olarak konumlayıp pekâlâ bu ulusalcı ülkücü askerci zevatı küçümseyebilirler.
ama o kadar.
hanefi avcı'nın ilân ettiği malûmu açıklasınlar bakalım önce. lamı cimi yok, emniyet istihbaratı ve adalet bakanlığının kritik noktalarında örgütlenmişler mi, örgütlenmemişler mi; devletin hiyerarşisi dışında bir hiyerarşi oluşturmuşlar mı, oluşturmamışlar mı; bu alenen suç mu değil mi?
hanefi avcı kimse kim. ne maksat güdüyorsa güdüyor. beni zerre kadar ilgilendirmez. beni hakikat ilgilendirir. öyle sözum ona müstehzi edalar takınarak "ah yine o baykalcı chp ağzı ve askerperestler" havalarını onlar yutabilir, benim gibiler yutmaz.

adına "hizmet" denilen o vıcık vıcık para köpekliğinin, istinyepark'tan cevahir'e ciplenlemelerin, bürokrat atama botu yazılımcılarının, asya finans kâr marjı şampiyonluğunun, abd'nin göbeğinde ılımlı islâmcılık operasyon timciliğinin, israil'in otoritesine isyan etmeyi ayıplayan haysiyetsiz şerefsizliğinin manevi ortağı olan bütün o zevatın demokratlık ayakları emniyet istihbarata kadardır.
ben malım ya, ben millet sikinin keyfine gezer tozarken bin tane kitap okumadan, yıllarımı çaycı köşelerinde, kütüphanelerde, odamda düşünüp taşınmadan, kendimi eleştirmeden yaşadım ya; bu kişiliğini bilmem ne efendiye teslim etmiş salakların "ya askericisin ya statükocu" zırvalarına biat edip açıklama yapacağım.

n'apıyorsunuz kardeşim emniyet istihbaratta? neden oradasınız? kanunsuz işler yapıyor musunuz yapmıyor musunuz? ya da yapanların yarattığı rantın maddi manevi ortağı mısınız değil misiniz? hizmet dediğiniz sikim adına mı bunlar? ülkede hâlâ açta açıkta milyonlar yaşıyor, eşitsizlikleri giderecek mekanizmalar tasarlamaktansa ramazanda 40 liralık bim erzağı dağıtmaktan başka varyetiniz mi var?
hanefi avcı'nın kitabında yeni bir şey yok diyen alnına "ben malım ve bana vuracak tokmakçı arıyorum" yazarak mavi istiridye barına balıklama dalandır.

emniyetin en önemli makamlarını işgal etmiş avcı, kitabı mı okumamışlar anlamadım, isim isim, gün gün detaylı komploları yazıyor. isimler veriyor, bugün şuraya girilemiyor girilse bulunacakların hesabını veremezler diyor, içişleri bakanına adalet bakanına başbakanlık müsteşarına şu gün çıktım dilekçemi verdim dilekçemi emniyet genel müdürüyle bana geri gönderdiler diyor, emniyetin imamının adını eşgalini kod adını veriyor. kanunsuz aramaların nasıl yapıldığını açıklıyor. kalkıp mal sürüsü "yeni bir şey yok" diyor. iyi amına koyayım o zaman darbe planları (eldivenler, ay ışıkları, balyozlar, bilmem neler) ortaya çıktığında "ordu zaten bunu cumbhuriyet kurulduğundan beri yapıyor, ne var yani 28 şubat'ta da filan aynısı olmuştu, deniz kuvvetleri hep böyledir, yeni bir şey yok" mu dediniz götfuruşlar?
belki yüzlerce cemaatçi tanıdım. maklube yedim. yurtlarında kaldım. güvender'i fem'i hatmettim.
son yıllarda "7 milyar dolarlık iş bağladık" diye tarihi yalanları dili titremeden söyleyen tuskon'cular, tetikçiliği meslek haline getirmiş militan zaman gazetesi muhabirlerini hepsini tanıdım. bir tane sosyal politka üzerine çalışıp yoksulluğu v eeşitsizliği nasıl gidereceğini çalışan birisini görmedim. bim'den kırk liralık ramazan paketi alıp dağıtınca bu sorun çözülüyor sanki.
bunların müslümanlığı, kanserle savaşma derneği kurup kermes üzerine kermes düzenleyerek "derneğin kirasını vereceğiz, sekreterin maaşını ödeyeceğiz, faturları yatıracağız" diye kanserle savaşmak dışında her boku yiyen vurgunculardan farksız.
bi' de kopil tipliler milletle fındık kadar beyinlerine bakmadan dalga geçer gibi yazmıyorlar mı; sanki emniyet istihbarat değil de, sanki kendi araç gerecini almış da ülkenin amına koymuyormuş da tiananmen meydanında tankın önüne çıkmış edalarıyla konuşmuyorlar mı, delirtiyorlar. salak sanıyor herkesi bu andavallar.
taraf gazetesinin de bu haberi nasıl görüp görmediği ile ne mal olduğu ayan beyan ortaya çıkmıştır. hadi yıldıraycım tweet'le. atın manşetleri. hanefi avcı makam bekliyormuş da, bilmem neymiş de. yazıklar olsun. çoluğunuz çocuğunuzdan, ananızdan babanızdan, abinizden ablanızdan kardeşinden çıksın inşallah, inim inim inleyin.
neyse. hanefi avcı'nın kitabını okurken esas çarpıcı olan bence, öcalan'ın muhattap alınmasının zorunlu olduğunu yazdığı bölümlerdir. avcı düzeyinde bir bürokrat, memur, devlet görevlisinin demokrasi dışındaki çözümlerin asla ve asla geçerli olamayacağını bu kadar açık belirtmesi önemlidir. avcı, kitabında iddia ettiği gibi konuşur gibi yazmış, muhtemelen de pek kimse redakte edemediği ya da buna zamanı olmadığı için bazı bölümler kitap içerisinde daha önce yazılmamış gibi tekrar edilmiş (dursun karataş'ın "alnınıza dev-sol yazsam sizi bu kadar kısa sürede bulamazlar" kısmı gibi).

bu kitabı hep cemaat kısmıyla hatırlayacak olsak da, avcı'nın ortalama bir memur diliyle samimi şekilde kaleme aldığı bu kitapta yaptığı 'demokrasi vurgusunun polis teşkilatı ve bu kitabı okuyacak diğer memurların üzerindeki etkisi çok daha kalıcı olacaktır bence.
avcı'nın ersever cinayetini anlattığı bölümlerde askere, edirne belediyesini anlattığı bölümde chp'ye ve mehmet sevigen'e çakışlarını da elbette fetullah gülen'in kulları görmezden gelecektir.
(gari, 24.08.2010 01:09)
 
http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=20104511
 

0 yorum:

Son Konular

Son Yorumlar

" Görüp ahkâm-ı asrı münharif sıdk u selâmetten, Çekildik îzzet-û ikbâl ile bâb-ı hükûmetten !.. "